
Ağustos 2007 |
Yazar Harun
Yahya (Adnan Oktar) Hakkında...
ADNAN OKTAR'IN HAYATI
ve ESERLERİ
1956 yılında Ankara'da doğan Adnan Oktar, Harun
Yahya müstear ismi ile kitaplarını yazmaktadır.
Hayatını tamamen Yüce Allah'ın varlığını ve birliğini
insanlara anlatmaya ve Kuran ahlakını yaymaya adamış
olan bir kişidir. Üniversite yıllarından başlayarak,
hayatının her döneminde, bu kutlu amaca hizmet
vermiş ve hiçbir zaman zorluklar karşısında yılmamıştır.
Bugün, hala büyük bir sabır ve kararlılık göstererek
tüm baskılara karşın fikri mücadelesini devam ettirmektedir.
Aşağıda, Adnan Oktar'ın özet biyografisini
okuyabilirsiniz:
Adnan Oktar 1956 yılında Ankara'da doğdu ve lise
eğitiminin sonuna kadar orada yaşadı. İslam ahlakına
olan bağlılığı lise yılları boyunca çok güçlendi.
Bu dönemde büyük İslam alimlerinin hemen tüm eserlerini
okuyarak, İslam hakkında derin bilgi edindi. Yine
bu yıllarda, İslam ahlakını tüm insanlara anlatmaya
ve onları doğruya ve güzele davet etmeye karar
verdi.
1979 yılında, binlerce kişi arasından üçüncülükle
girdiği Mimar Sinan Üniversitesi'nde eğitimine
devam etmek üzere İstanbul'a taşındı. Sanatı, Allah'ın
üstün yaratışının bir tecellisi olarak gören Oktar,
resim yapma konusunda çocukluğundan beri yetenekliydi
ve zaman zaman sürrealist tablolar yapardı. Arkadaşlarına
hediye olarak verdiği çok sayıda tablosu bulunmaktadır.
Ayrıca, Allah'ın sanatının birer tecellisi olarak
gördüğü hayvanlara, bitkilere ve çiçeklere de özel
ilgisi bulunan Adnan Oktar'ın, bahçe bakımı, iç
mimari ve dekorasyon, ilgilendiği alanlar arasındadır.

Ağustos 2007 |
Ağustos
2005 |
|
Kasım 2006 |
|
 |
Nisan
2007 |
|
Eylül 2007 |
Mimar
Sinan Üniversitesi'ndeki Yılları
Adnan
Oktar Mimar Sinan Üniversitesi'ne girdiği dönemde
üniversite, çeşitli illegal Marksist-komünist organizasyonların
etkisi altındaydı. Hem akademisyenler hem fakülte
görevlileri hem de öğrenciler arasında saldırgan
ateist ve materyalist akımlar hakimdi. Hatta, öğretim
üyelerinin bir kısmı, derslerinde konuyla bağlantısız
olmasına rağmen hemen her fırsatta materyalist
felsefe ve Darwinizm'in
propagandasını yapıyorlardı.
Adnan Oktar, dini ve ahlaki değerlerin saygı görmediği
ve neredeyse bütünüyle reddedildiği, materyalist
görüşün kontrolündeki bu ortamda, çevresindeki
insanlara Allah'ın varlığını ve birliğini anlatmaya
başladı. Üniversitenin bitişiğindeki Molla Camii'nde
açıkça namaz kılan tek kişiydi.
Annesi Mediha Oktar'ın da anlattığı gibi, bu dönemde
Adnan Oktar gecede sadece birkaç saat uyuyor, zamanını
okuyarak, notlar alarak ve dosyalar tutarak geçiriyordu.
İçinde Marksizm, Leninizm, Maoizm, komünizm ve
materyalist felsefe konulu temel kitapların da
yer aldığı yüzlerce eser okumuş ve hem klasik hem
de nadiren okunan kitaplar üzerinde detaylı çalışmalar
yapmıştır. Ayrıca, bu ideolojilerin sözde bilimsel
temelini oluşturan evrim teorisi üzerine geniş
çaplı araştırmalar yapmış, bu bilim dışı teorinin
açmazlarını gözler önüne seren bilgi ve belgeler
toplamıştır. Allah'ın inkar edilmesine dayalı olan
bu batıl felsefe ve ideolojilerde yer alan çıkmazlar,
çelişkiler ve yalanlar konusunda çok detaylı bilgi
derleyen Oktar, bu bilgi birikimiyle insanları
gerçeğe ve doğruya davet etmiştir. Üniversitedeki
öğrenciler ve öğretim üyeleri de dahil olmak üzere
herkese Allah'ın varlığını, birliğini ve Kuran
ahlakını anlatmıştır. Okul kafeteryasında, koridorlarda
ya da ders aralarındaki sohbetlerde, materyalizmin
ve Darwinizm'in aldatmacalarını, bu ideolojilerin
kaynak kitaplarından direkt alıntılar yaparak açıklıyordu.
Adnan
Oktar, özellikle materyalizm ve ateizmin dayanak
noktası olan evrim teorisinin çökertilmesi konusuna
özel önem vermiştir. Zira, Sayın Oktar Darwinizm'in
ilk ortaya çıktığı tarihten itibaren, ateist ve
materyalist akımlar tarafından sahiplenildiğini
görmüştür. Günümüzde de halen aynı çevreler tarafından
ideolojik kaygılarla savunulduğunun ve ayakta tutulmaya
çalışıldığının farkında olan Adnan Oktar, Darwinizm'in
çökertilmesinin, söz konusu akımlar için büyük
bir yenilgi anlamına geleceğini düşünmektedir.
Darwinizm'i Çökerten İlk
Kitapçık
İşte bu amaçla Adnan Oktar, öncelikli olarak yüz
yılı aşkın bir zamandır insanları etkisi altına
alan ve onları din ahlakını yaşamaktan uzaklaştıran
bu aldatmacanın geçersizliğini ispatlama konusundaki
çalışmaları üzerine yoğunlaştı. Oktar, sözde bilim
adına ortaya çıkan Darwinizm'in gerçek yüzünü ortaya
koymanın en etkili yolunun yine bilimin kendisi
olduğunu düşünüyordu. Bu anlayışla, geniş çaplı
araştırma ve çalışmalarının bir özeti olan Evrim
Teorisi isimli bir kitapçık çıkardı. Bu kitapçığın
tüm masraflarını ailesinden kalan gayri menkulleri
satarak kendisi karşıladı. Ardından, bu kitapçığı
üniversite öğrencilerine bedava olarak dağıtmaya
başladı.

Mayıs
2007 |
Bu kitapçık, evrim teorisinin hiçbir bilimsel
değeri olmadığını ve bir aldatmacadan ibaret olduğunu
gösteren kapsamlı bir çalışmaydı. Bu çalışmayı
okuyan ve Adnan Oktar'la konuşan birçok kişi evrim
teorisinin bilimsel bir geçerliliği olmadığını
açıkça anlıyordu. Sonuç olarak, hiçbir canlının
tesadüfler sonucu var olamayacağı, kainatı ve içindeki
tüm canlıları Yüce Allah'ın yarattığı bilimsel,
açık ve anlaşılır bir üslupla ispat ediliyordu.
Yine de, materyalist düşünceye körü körüne bağlı
bazı öğrenciler -gerçeği net olarak görmelerine
rağmen- inkardaki kararlılıklarını açıkça ifade
ediyorlardı.
Dahası
üniversitedeki bazı militan
öğrenciler, faaliyetlerini
durdurmadığı takdirde hayatını
riske atacağını söyleyerek
Oktar'ı açıkça tehdit ediyorlardı.
Tüm bu baskı ve tehditler,
Oktar'ın Allah'a olan bağlılığını
ve kararlığını daha da
artırdı. Materyalist ve
ateist çevrelerin sert
reaksiyonları ve endişeleri
Adnan Oktar'ın doğru yolda
olduğunun en önemli delillerinden
biriydi.
Terörün hüküm sürdüğü, ateist ve materyalist akımların
hakimiyeti altındaki bir üniversitede dindar insanlar,
inançlarından dolayı taciz ediliyorlardı. O yıllarda
Türkiye'de pek çok genç insan, ideolojik gerilimler
yüzünden acımasızca katledilmekteydi. Bu şartlar
altında Adnan Oktar, Allah'ın varlığını, birliğini
ve Kuran'ın doğruluğunu açıkça tebliğ ediyordu.
Hiç kimsenin inançlarını açıklamaya dahi cesaret
edemediği bir okulda, karşılaştığı tepkiler ve
tehditlerden asla yılmadan, düzenli olarak Molla
Camii'ne giderek namaz kılmaya devam ediyordu.
Mimar
Sinan Üniversitesi'nde Din Ahlakının Yayılmaya
Başlaması
Adnan Oktar Mimar Sinan Üniversitesi'nde İslam
ahlakını anlatmaya başladığında yalnızdı. Üç yıldan
fazla bir süre görüşlerini destekleyen kimse olmadı.
Ancak bu durum onun kararlılığını değiştirmedi.
Tek dostunun Allah olduğunu biliyor ve tüm bunları
sadece Allah'ın rızasını kazanmak için yapıyordu.
Tüm zamanını, enerjisini ve imkanlarını sadece
tek bir amaca vakfetti: Allah'ın rızasını, rahmetini
ve cennetini kazanabilmek ve din ahlakını tüm insanlığa
anlatmak...
1982 yılında, ilk kez, yine Mimar Sinan Üniversitesi'nde
okuyan birkaç genç, Adnan Oktar'ı fikri mücadelesinde
desteklemeye karar verdiler. Aradan aylar, yıllar
geçtikçe, bu fikirleri benimseyen gençlerin sayısı
arttı. Adnan Oktar'ın bu gençlerle yaptığı sohbetlerin
konuları arasında vatan ve millet sevgisi, büyük
önder Atatürk'ün izinde yürümenin önemi, yaratılışın
delilleri, Peygamber Efendimiz (sav)'in örnek ahlakı,
Kuran'da Rabbimiz'in bildirdiği hükümler ve ahlaki
değerler ve o zaman hakim ideoloji olarak kabul
edilen materyalizmin, ateizmin ve Darwinizm'in
geçersizliği yer alıyordu. Bu dönemde ve bundan
sonraki hayatı boyunca da Adnan Oktar pek çok insanın
iman etmesine vesile oldu.

Ağustos 2007